Görülmeye
Deger Yerler |
|
|
|
ALANYA'NIN TARIHI YERLERI
Daglik (Bergland)
Bu Antik kent, Gazipasa sinirlarinda olup 15km Kuzeydogusundadir.
Bügünkü adiyla Güzelbag köyünün
2km kuzeyinde, sehir adini eski kral 4. Antiochus dan almistir.
Yüksek ve sarp bir dagin zirvesinde kurulmustur. Kent
surlarla çevrilidir. Doguya bakan kentin giris kapisinin
güneyinde, büyük bir kule bulunmaktadir. Kentin
diger kalintilari arasinda ahir, dogal kayaya oyulmus çesme
ve iki adet tapinagi sayabiliriz.Bu kentin nekropolünde
de blok taslarin oyulmasi ile yapilmis yekpare lahitler önemli
kalintilar arasindadir. Kent olasilikla genç Roma döneminde
Lamotis olarak adlandirilan bölgenin baskenti durumunda
idi. Kalintilar, daglik Klikya bölgesinin kültürünü
ve sanatini en iyi sekilde yansitmaktadir. Kent, en görkemli
dönemini Gallianus zamaninda geçirmis olmalidir.
|
| |
Selinus
Alanya'nın 45 kilometre doğusunda küçük bir yarımadanın
yamacında kurulu antik çağ kentidir. Kentin tarihi İsa'dan önce
6. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Roma İmparatoru Trajanus, Doğu
Akdeniz'de Part seferinden dönerken hastalanarak geldiği bu
kentte İsa'dan sonra 9 Ağustos 117'de ölmüş ve külleri Roma'ya
gönderilmiştir. Kent bir dönem Trajanapolis adını almıştır.
Yarımadanın surlarla çevrili tepesinde kentin akrapolü vardır.
Bir sarnıcın bulunduğu zirve Akdeniz'e egemen bir manzaraya
sahiptir. Kentin agorası deniz kenarındadır. Agora yıkılmışsa da
granit sütunları görülebilir. Yamaçtaki surların içinde apsisli
bir kilise kalıntısı bulunur. Kilise Aziz Thekla'ya adanmıştır.
Kentin bir başka anıtsal yapısı da 13. yüzyıl Selçuklu döneminde
kırmızı zikzak motiflerle süslenmiş bir av köşküdür. Bu yapının
da antik çağdan kaldığı ve İmparator Trajanus'un anısına
yapılmış bir mezar olduğu sanılmaktadır. Akdeniz'e akan Selinus
çayı çevresinde su kemeri kalıntılarına rastlanır. Kentin iki
hamamından biri kayalık yamacın denize indiği kesimdedir.
Tiyatro yıkılmıştır. Kentin nekropolündeki mezarlar birer
anıtsal yapı olarak Kilikya bölgesinin ölü gömme geleneklerini
en güzel biçimde ortaya koymaktadır. Antik kentteki arkeolojik
çalışmalar henüz yüzey araştırmalarıyla sınırlıdır. Girişin
ücretsiz olduğu tepeye yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle
çıkılabilir. Düzgün patika yoldan tepeye çıkacakların yanlarına
su almaları önerilir.
|
| |
Iotape
Alanya'nın 33 kilometre doğusunda ve Akdeniz
kıyısındadır. Kentin adı İsa'dan sonra 38-72 yılları arasında
yaşamış Kommagene Kralı IV.Antiochus'un karısı Iotape'den
gelmektedir. Roma İmparatorları Trajanus'tan Valerian'a kadar
antik çağda kent kendi adına sikke bastırmıştır. Denize doğru
uzanan yüksekçe bir burun, kentin akropolü konumundadır. Sular,
bu bölüme bir kale görüntüsü vermektedir. Kentin yapıları büyük
ölçüde tahrip olmuştur. Akrapolün karaya bağlandığı vadide Liman
Caddesi vardır. Caddenin iki yanında üç basamaktan oluşan krepis
bulunduğu ve bunların arasında yer yer heykeller olduğu
kaidelerden anlaşılmaktadır. Heykellerin yazıtları, kentin
başarılı sporcularından ve hayırsever insanlarından söz
etmektedir. Akropolün doğusundaki koyda üç nefli, dikdörtgen
planlı bir bazilika vardır. Kentteki tek nefli küçük kilise
kalıntısında ise Hagios Georgios Stratelates'in betimlendiği
fresko izleri görülmektedir. Kentin ayakta kalabilen en belirgin
yapısı hamamdır. Hamama ait kanalizasyon sistemi günümüze kadar
korunmuştur. Günümüzde antik kentin ortasından geçen
şehirlerarası karayolunun güneyinde 8 metreye 12.5 metre
boyutunda bir tapınak kalıntısı vardır. Kentin doğu ve kuzey
tepelerindeki nekropolde anıt mezarların yanı sıra tonoz örtülü
küçük mezar yapıları da yer almaktadır. İotape kentin kenti ören
yerine ücretsiz girilir ve yaklaşık iki saatte gezilebilir.
Antik liman kalıntılarının bulunduğu küçük koy, denize girmek
için ideal bir kumsala sahiptir.
|
| |
Syedra
Alanya'nın 20 kilometre doğusundadır. Alanya Müzesi'nin
yaptığı kazı çalışmaları sonunda kent tarihinin İsa'dan önce 7.
yüzyıla kadar uzandığı sanılmaktadır. Varlığını 13. yüzyıla
kadar sürdüren kente, halen ayakta olan anıtsal kapıdan
girilmektedir. Kentin çevresi surlarla çevrilidir. Doğal su
kaynaklarından beslenen ve içi sıvalı su sarnıçları antik çağdan
günümüze kalan yapılar arasındadır. Kent içindeki bir mağarada
kayaya oyulmuş, nişin çevresi freskolarla süslü bölümün dinsel
amaçla kullanıldığı saptanmıştır. Mağara, vaftiz mağarası adıyla
anılmaktadır. Kentin doğusunda görkemli bir hamam kalıntısı
vardır. Hamamın zemininde yer yer mozaik süslemeler
görülmektedir. Geniş bir alana yayılan kentin güneydoğusunda 10
metre genişliğinde 250 metre uzunluğunda sütunlu cadde
uzanmaktadır. Caddenin kuzeyinin gölge sağlamak için sütunların
taşıdığı ahşap bir çatı ile kaplı olduğu, güneyinin ise taş
döşemeli açık yol şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. Sportif
oyun ve yarışmalarla ilgili bilgiler içeren çok sayıda yazıt
kalıntısından kentin antik çağın bölgedeki önemli spor
merkezlerinden biri olduğunu göstermektedir. Kentin öteki
mekanları arasında tapınak, tiyatro, akropol, nekropol, agora ve
konut kalıntıları sayılabilir. Roma İmparatoru Septimus
Severus'un İsa'dan sonra 194 yılında kente gönderdiği teşekkür
mektubundan hazırlanan yazıt Alanya Müzesi'nde sergilenmektedir.
İmparator, kente saldıran haydutlar ve dinsizlere karşı direnen
Syedra halkını kutlamaktadır. Ören yerine giriş ücretsizdir.
Karayolunun bittiği yerden sonra 1 kilometre kadar yürümek
gerekir. Makiliklerle kaplı arazide tepeye doğru çıkıldıkça
Akdeniz ve Alanya kalesi tüm güzelliği ile kendini gösterir. |
| |
Leatres
Alanya'nın 25 kilometre doğusunda Toroslar'da bir vadi
ağzında yükselen yamacın eteğinde kuruludur. Kent, antik çağda
Dağlık Kilikya olarak bilinen bölgenin içindedir. İç kesimde
olmasına karşın kentin limanı da vardır. Laertes'te bulunan
İsa'dan önce 7. yüzyıla ait ve üç yanı Fenike dilindeki yazıt,
Alanya Müzesi'nde sergilenmektedir. Kentten günümüze kalan ve
Roma dönemine ait kalıntılar arasında gözetleme kuleleri, halkın
agorada sohbet için kullandığı yarım daire biçiminde oturma
birimi, İmparatorlar caddesi, odeon veya tiyatro; Zeus, Apollon
ve Sezar adına yapılmış tapınaklar, agora, hamam ve nekropol
sayılabilir. Kent İsa'dan sonra 1. yüzyıldan 3. yüzyıla kadar en
parlak dönemini yaşamıştır. Kazılar sırasında bulunan ve Alanya
Müzesi'nde sergilenen bir askere ait diploma, geçmişteki yaşama
ışık tutacak niteliktedir. İsa'dan sonra 138 yılına ait Pamfilya
Valisi'nin adının geçtiği belgede Suriyeli bir asker 25 yıllık
şerefli hizmetlerinden sonra terhis edilmekte ve kendisine Roma
vatandaşlığı ile Pamfilyalı bir kadınla evlenme hakkı
verilmektedir. Ören yeri ücretsiz gezilmektedir. |
| |
Hamaxia
Alanya'ya 12 kilometre uzaktadır. Antik çağda
Pamfilya bölgesi içindeki kent için dönemin coğrafyacısı Strabon,
gemi yapımında kullanılan sedir ağaçlarının bol olduğunu yazar.
Kentin, Roma öncesi yerleşime açıldığı sanılmaktadır. Dağlık
arazideki kentin en tepe noktasında rektogonal taşlardan
yapılmış bir kulenin varlığı söz konusudur. Hellenistik dönemin
özelliklerini de taşıyan kentin önemli kalıntıları arasında
önünde havuzu ile antik bir çeşme vardır. Yarım daire planlı,
oturma sıraları halen ayakta duran ve yazıtlarla donatılmış
geniş bir eksedra, dini yapı kompeksi ve nekropol kentin öteki
kalıntıları arasında sayılabilir. Kentte bulunan yazıtlardan
birinde haberci tanrı Hermes'in sembolü Kaduceus'un işlenmiş
olması, Hermes adına bir tapınağın varlığının göstermektedir.
Kent, İsa'dan sonra 2. ve 3. yüzyıllarda Korakesion'a (Alanya)
bağlı olarak varlığını sürdüren küçük yerleşimdir. Ören yerine
giriş ücretsizdir. Kentin deniz tarafına bakan yamacından Alanya
manzarası çok güzeldir. Akdeniz'de pusun olmadığı havada 100
kilometreden uzun kıyı şeridinde Gazipaşa'dan Manavgat'a kadar
uzanan bölgeyi seyretmek olasıdır.
|
| |
Colybrassus
Alanya'nın 30 kilometre kadar kuzeybatısında ve
Toroslar'da Roma döneminden kalma bir kenttir. Çevreye dağılmış
durumdaki çok sayıda yazıt, kent tarihine ilişkin önemli
bilgiler içermekle birlikte ayrıntılar henüz gün ışığına
çıkmamıştır. Günümüze kadar ayakta kalan kalıntılar arasında
köşe başlığı İon tarzında tapınak, nekropoldeki lahitler ve bir
kayaya oyulmuş mezar sayılabilir. Kaya mezarın cephesi anıtsal
bir görüntüdedir. Tek mekandan oluşan mezar odasına 18 basamaklı
bir merdivenle çıkılır ve girişin üstü basık kemer şeklinde
yontularak içi Medusa başı ile süslenmiştir. Kemerin iki yanı
ise kartal motiflidir. Kentte ayrıca odeon, kuleli kent
duvarları, eksedra, konut kalıntılarından örnekler görülebilir.
Ören yeri ücretsiz gezilmektedir. Antik kentin bir adı da
Ayasofya'dır. |
| |
Dim-Mağarası
Alanyaya bağlı Ketsel beldesi sınırları içinde ve Dimçayı
vadisinin doğu merkezinde 11km .Uzaklıkta olan Dim mağarası
Panoramik bir görüntüye hakimdir.Mağaranın hemen önündeki
tesislerden Dimçayı vadisi ve Alanyanın doyumsuz manzarasını
izlemek mümkündür. Mağaranın giriş salonu yıllarca yöre halkı
tarafından keçi ağılı olarak kullanılmıştır. 1986 yılında
mağaranın tamamı ilk kez bilimsel olarak araştırılmış.Dim
mağarasının 1988 yılında özel bir şirket tarafından turizme
resmen kazandırılmıştır ve böylelikle Ballıca mağarasından sonra
Türkiyenin en büyük ikinci turistik mağarası olmuştur.
Mağaranın girişinde başlayan 360m lik gezi parkuru boyunca
birçok ilginç oluşum gözlenmekte ve parkurun sonunda da bir
göçüklük yer almaktadır. Özellikle renk oyunları yapan sarkıt
dikit ve makarna oluşumları, Pamuk Kaleyi andıran traventerleri
görülmeye değerdir. Dim Mağarasına Alanyadan taksi ve dolmuş ile
çok rahat bir şekilde ulaşılabilir.
|
|